2009 İlk Yarıyıl Portföy Önerisi

2009 İlk Yarıyıl Portföy Önerisi

ABD ve diğer gelişmiş ülkelerde yeni mali teşvik ve kurtarma planları açıklanmaya devam ederken bir yandan küresel ekonomik görünüme ilişkin kaygılar da artarak devam ediyor. Söz konusu paketler ve bankalara sağlanan sermaye desteği haberleriyle kötü gelen makro veriler ve zararların arttığı bilançolar arasında sıkışan piyasalarda temkinli havanın devam ettiğini görüyoruz. Dünya genelinde bankaların zararları konusundaki endişeler, resesyonun derinleştiğine işaret eden olumsuz makro veriler ve iflasların reel sektöre de yansımaya başlaması risk algılamasının yükselmesine neden olurken, hisse senetleri piyasalarında volatilite tekrar artmış bulunmaktadır.

Küresel ekonomik görünüm konusunda giderek artan endişeler şirketler tarafında üretim kısma, işçi çıkarma ve artan zararlar olarak kendini gösterirken hükümetler ise bir yandan ekonomik paketler açıklarken diğer taraftan büyüme tahminlerini de aşağı yönlü revize etmeyi sürdürüyor. Dünyanın dört bir yanından gelen makro ve mikro veriler finansal krizin reel ekonomiler üzerindeki etkisinin daha da belirginleştiğini teyit ederken önümüzdeki en az iki çeyrekte negatif büyümelerin gerçekleşme olasılığının yüksek olduğunu düşünüyoruz. Asya’dan gelen ekonomik veriler, ekonomik büyümenin büyük ölçüde hız kaybettiğini ve Asya’daki ihracat pazarının çok hızlı küçüldüğüne işaret ediyor. Çin ekonomisi 2008 dördüncü çeyrekte beklentilerin altında,%6,8 büyüdü. Diğer yandan Çin’de büyüme hızı geçen yıl, %13′ten %9′a geriledi. %9 kayıtlara son yedi yılın en düşük büyüme oranı olarak geçti. Devam eden finansal kriz nedeniyle bankacılık sektörünün ağır darbe aldığı İngiltere ekonomisi ise 2008 yılının son çeyreğinde beklentilerin ötesinde %1,5 oranında daraldı. Bir önceki çeyrekte de daralma yaşayan İngiltere ekonomisi böylece teknik anlamda resesyon girmiş oldu. 1980 yılından itibaren en sert geri dönüşün yaşandığı İngiltere’de hizmet sektörü %1 düşerken imalat %4.6 ve inşaat %1.1 geriledi.  Avrupa ekonomisinden ardı ardına gelen olumsuz rakamlar sonrasında AB Komisyonu, 2009 ekonomik görünüm beklentisini aşağı çekti. Yapılan açıklamada birliğin ekonomisinin hızla bozulduğu belirtilerek euro bölgesinin ve Avrupa Birliğinin tamamının büyüme beklentileri aşağı yönlü revize edildi. Raporda bu yıl ekonominin %1,9 oranında küçüleceği öngörüldü. Bir önceki raporda bu beklenti %0,1 artış yönünde idi. Komisyon bir önceki yıl %7,5 seviyesinde olan işsizliğin ise bu yıl %9,3′e yükselmesini bekliyor. Diğer yandan, IMF, 2009 yılında Dünya büyüme oranını %2,2′den 0,5′e, ABD ‘nin büyüme oranını ise -0,7′den -1,6 seviyesine çekti.

Açıklanan ekonomik veriler ve şirket bilançolarıyla resesyonun derinleştiğine yönelik kaygılar geçen hafta ABD’den gelen büyüme rakamlarıyla biraz daha derinleşti.  ABD ekonomisi 2008′in son çeyreğinde % 3.8 daraldı. Bu 1982′nin ilk çeyreğinden beri en büyük daralma oldu. Hemen hemen her sektörde daralma yaşanırken stoklardaki artış küçülmenin daha yüksek olmasını engelledi. Ancak stoklarda yaşanan bu artış, tüketimin hızla gerilemeyi sürdürdüğünü dikkate aldığımızda, önümüzdeki aylarda üretim üzerinde ciddi bir baskı oluşturacaktır. Büyümenin ayrıntılarına bakıldığında ekonominin motoru konumunda olan tüketim harcamalarının %3,5 gerilediği görülürken, konut sektörü ve özel sektör yatırım harcamaları da büyüme üzerindeki negatif etkisini net bir şekilde hissettirdi. Global talepteki yavaşlama paralelinde net ihracatın ekonomiye katkısı da 4Ç08 itibariyle hemen hemen sıfırlandı. Büyümeye en önemli pozitif katlı yukarıda belirttiğimiz gibi stoklardaki artıştan gelirken hükümet harcamaları da az da olsa büyümeyi pozitif yönde etkiledi. Açıklanan bu son büyüme rakamları ABD ekonomisindeki aşağı yönlü trendin güçlenerek devam ettiğini gösterirken, 2009 yılının ikinci yarısıyla birlikte toparlanma sinyallerinin geleceğine yönelik beklentileri de bir parça sekteye uğrattı. Bu aşamada geçen hafta içersinde Temsilciler Meclis’nden geçen ve bir hafta içersinde Senato’da oylanması beklenen hükümetin son mali teşvik paketinin öneminin arttığını düşünüyoruz. Ancak gerek mali gerek parasal alınan tüm önlemlere karşın 2010 yılından önce bir toparlanmanın iyimser bir bakış açısı olduğunu düşünüyoruz.

Türkiye tarafında da ekonomideki yavaşlamanın hızlanarak devam ettiğini görüyoruz. Aralık ayında Kapasite Kullanım Oranı (KKO) geçen senenin aynı dönemine göre 17 puan gerileyerek %65′e geriledi ve tüm zamanların en düşük değerine indi. Kasım ayında geçen senenin aynı dönemine göre %14 gerileyen sanayi üretimi sonrasında Aralık verileri geçen yılın son çeyreğinde GSYİH’da ciddi gerileme olacağının sinyalini veriyor. Bu veriler ışığında 4Ç08′de GSYİH’da geçen senenin aynı dönemine göre %5′e yakın gerileme olacağını tahmin ediyoruz. 2009 ekonomideki daralma tahminimiz %2′yi korumakla beraber aşağı doğru risklerin artığı gözlemleniyor. Ekonomi aktivitelerindeki gerileme dış dengede de kendini gösteriyor. Cari işlemler açığı Kasım ayında geçen senenin aynı dönemine göre %83 gerileyerek 0.56mlr$’a geriledi.

Bu paralelde ekonomilerdeki yavaşlama sürecinin 2009 yılının önemli kısmını da kapsayacak şekilde devam edeceğini düşünüyoruz. Bizim ağırlıklı beklentimiz 2007 yıl sonu – 2010 yıl sonu olarak belirlemiş olduğumuz döngünün etkisinde, ekonomilerde azalan trendlerin öne çıktığı dönemlerin süreceği yönündedir. Bu 3 yıllık süreç içinde hisse senedi piyasalarının Dağıtım(2008-2009 ilk çeyrek), Biriktirme(2009 2.yarı ve 2010 ilk çeyrek) ve Uyanış(2010 ikinci yarıyla başlayacak olan) evrelerini teker teker yaşacağını düşünüyoruz.

Bu paralelde yatırımcıların yılın ilk yarısında sabit getirili enstrümanların ağırlıkta olduğu ve ekonomik büyümelerin daraldığı dönemlerde iyi performans göstermesi beklenilen sektörlere ait hisse senetlerini içeren portföylere yönelmelerini tavsiye ederiz. Yüksek kalmaya devam risk algılaması nedeniyle, portföylerin içinde özellikle dolar bazlı döviz bulundurmalarını da öneririz.  Hisse senedi seçiminde yatırımcıların, 2008 yılı ortalarından itibaren dikkat çekmeye çalıştığımız gibi, mali yapısı güçlü ve likiditesi yüksek şirketlerle, büyümedeki yavaşlamadan görece az etkilenmesi beklenen telekomünikasyon, ulaştırma, gaz, enerji gibi sektörlere yoğunlaşmalarını tavsiye ediyoruz.

Global çapta tüm varlıkların yeniden fiyatlandırıldığı ve risk algılamasının oldukça yükseldiği mevcut konjonktürde, yatırımcıların temkinli duruşlarını korumalarını,  mevcut olasılıkları ve risk iştahlarını iyi analiz ettikten sonra yatırım kararı almalarını tavsiye ederiz. Ayrıca yatırımcıların, profesyonel yönetim anlayışı ile yönetilen A ve B tipi yatırım fonlarına yatırım yapmaları risklerini yönetim anlamında da ha düşük risk almalarına neden olacaktır.

Yılın ilk yarısına ait portföy önerimiz;

%40 oranında değişken getirili menkul kıymetler(DGMK), %40 oranında ise sabit getirili menkul kıymetlerden(SGMK) oluşmaktadır. Ayrıca %20 döviz ve/veya döviz bazlı Vadeli işlemler Kontratları aracılığı ile yatırım yapılabilir.

2009 yılının ilk yarısı için “Portföy Önerisi”

Sonuç olarak, daralan ekonomik koşullar ve beraberinde gelen azalan emtia fiyatlarının etkisinde, yavaşlayan şirket karlılıkları, artan risk faktörü beklentisiyle hisse senetleri piyasasındaki orta/uzun vadeli azalan trendin, 2009 yılı 2.çeyreğine kadar devam edeceğine yönelik beklentimizi koruyoruz. Piyasaların negatif gelişmelerin hafiflemesini sağlayan nedenlere (en az 2 çeyrek sonra etkisini göstermesini beklediğimiz mali ve parasal önlemler gibi) kısa vadeli olumlu tepkiler vermeye devam etmesini beklemekle birlikte söz konusu tepkilerin sınırlı kalmasını bekliyoruz. Bu süreçte yatırımcıların, 2008 yılı ortalarından itibaren dikkat çekmeye çalıştığımız gibi, mali yapısı güçlü ve likiditesi yüksek şirketlerle, büyümedeki yavaşlamadan görece az etkilenmesi beklenen telekomünikasyon, ulaştırma, gaz, enerji gibi sektörlere yoğunlaşmalarını tavsiye ediyoruz.

line
footer