Haftalık Yatırım Stratejisi (01 Haziran 2009)

Haftaya Bakış

ABD 10 yıllık tahvil faizlerinde yaşanan sert yükselişin yarattığı tedirginlik sonrasında ABD’de geçen hafta gerçekleşen tahvil ihalelerine gelen yüksek talebin ardından borçlanma maliyetlerine ilişkin kaygıların azalması, dünyanın farklı bölgelerinden gelen ekonomik toparlanmaya işaret eden veriler yurtdışı borsalarda kısa vadeli ivmenin devamında etkili oluyor. Düşen dolar paralelinde yükselen emtia fiyatları da, başta emtia ihracatçısı gelişmekte olan ülkeler olmak üzere, bu aşamada borsaları desteklemeye devam ediyor.

Mart ayı ortalarında görülen dip seviyelerden başlayan güçlü artan trend, beklentilerimiz doğrultusunda 35,000 seviyelerinde ivme kaybetmiş ve endeks son dort haftadır  %8 oranında değişim gösteren 35,700 – 33,000 bandında hareket etmiştir. General Motors’un iflasına izin verilmeksizin yeniden yapılanması ve hükümetten 30,1 mlr Usd değerinde kaynak destek alacak olmasının yanısıra, bugün (Pazartesi) açıklanan verilerin Mayıs ayı tüketici güven endeksini destekler nitelikte gerçekleşmiş olması hisse senedi piyasalarındaki alım gücünün artmasında etkili oldu. Bu esnada açıklanan verilerin detaylarına baktığımızda, ekonomide herhangi bir iyileşme sinyalleri içermediğini de görmekteyiz. Bu durum bize verilerde pozitif etkinin sürdürülebilirliğinin düşük olduğunu göstermektedir.

2007 yılı sonundan itibaren ABD konut sektöründen başlayarak kredi piyasalarına ve devamında tüm dünya ekonomilerine yayılan kriz sürecinde 1,5 yıl geride kalırken krizin temel iki ayağı olan kredi cephesi ve reel ekonomi cephesinden gelen sinyaller bu aşamada her iki tarafta da en kötünün geride kalmış olabileceği beklentilerini kuvvetlendirmiş bulunmaktadır. Kredi piyasalarındaki rahatlamanın en önemli nedeni başta FED olmak üzere merkez bankalarının faizleri tarihi düşük seviyelere çekerek ve piyasalara nakit enjekte ederek likiditeyi önemli ölçüde arttırmış olmaları olarak özetlenebilir. Kısa vadede özellikle bankalar arasında kredi dar boğazının aşılmasına yardımcı olan bu süreç mali kesimden reel kesime kredi akışını ise henüz tam olarak yerine getirememiş durumdadır. Dolayısıyla kredi piyasalarında kalıcı bir rahatlamadan bahsedebilmek için libor faizlerinde yaşanan düşüşün yanında, mali kesimden reel kesime kredi akışının da tekrar ekonomiyi harekete geçirebilecek bir düzeye ulaşması gerektiğini düşünüyoruz.

ABD’de 2007 yılı sonundan itibaren devam eden bir çok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeyi de içine alan resesyon sürecinde, global ekonomi daralmaya devam ederken son dönemde gelen veriler daralmanın şiddetinin azaldığına işaret ediyor. Özellikle, tüketici güveni ve beklentiler gibi öncü göstergelerde öne çıka iyileşme belirtileri üretim ve tüketim cephesinde henüz kendini net olarak hissettirmiş değil. Dolayısıyla son dönemde dünyanın birçok bölgesinde artış gösteren tüketici güven endekslerinin önemli birer gösterge olduğunu kabul etmekle birlikte henüz ekonomilerde kalıcı bir toparlanmaya işaret etmekten uzak olduklarını düşünüyoruz. Dünyanın birçok ülkesinde alınan geniş kapsamlı parasal ve mali önlemlerin etiklerini göstermeye başladığı bu süreçte son dönemde varlık fiyatlarında yaşanan yükselişin de tetiklediği tüketici güvenlerindeki artışın da ne derece sürdürülebilir olduğunun bu aşamada tartışmaya açık olduğunu düşünüyoruz.

Yurtiçinde artan IMF belirsizliğine karşın global piyasalardaki seyir ana belirleyici olmaya devam ediyor. Bu hafta yurtiçinde Çarşamba günü açıklanacak Mayıs ayı enflasyon rakamları ön plana çıkarken yurtdışında ise ABD’de tarım dışı istihdam ve öncü veri niteliğinde ISM endeksleri yakından izlenecek. Euro Bölgesi’nde de PMI endeksleri ve Çarşamba günü GSYH açıklanacak. Ayrıca Avrupa’da yapılacak olan Avrupa ve İngiltere Merkez Bankası toplantıları haftanın önemli gündem maddeleri arasında.

Sonuç olarak, son dönemde kredi piyasalarında ve tüketici beklentilerinde kısmi iyileşmeler gözlenmekle birlikte ekonomilerde kalıcı bir toparlanma için henüz erken olduğu görüşümüzü koruyoruz ve hisse senetleri piyasasında gelinen mevcut seviyelerin risk-getiri dengesi açısından iyi sorgulanması gerektiğini düşünmeye devam diyoruz. Yatırımcıların kısa vadeli fırsatlardan yararlanmaya devam etmelerini tavsiye etmekle birlikte direnç seviyelerinde kademeli olarak satışa yönelmenin bu aşamada riskimizi düşürecek önemli bir fırsat olacağını düşünüyoruz.

Teknik Analiz

Hafta içinde, 34,381 – 36,000 puan aralığında hareket eden IMKB-100 endeksi, haftayı Pazartesi – Pazartesi) 36,000 puan ile kapattı.  Geçen haftaya yönelik beklentimiz;  Endeksin, 22 aylık ortalama seviyesi olan 35,000 seviyesi etrafında, 35,700* – 33,700 aralığında hareket etmesi yönünde idi.

Endeksin 22 aylık ortalamasının üzerinde bir kapanış yapmış olması olumlu iken bu durumun göreceli olarak azalan hacimle gerçekleştirmiş olmasını olumsuz olarak değerlendiriyoruz. Bu durumda endeksin, 2008 Eylül ayında gelen güçlü direnç sevieysi olan 36,700 seviyesini denemesini ve bu seviyeyi direnç olarak güçlendirmeye devam edeceğini tahmin ediyoruz. 37,500 2cil güçlü direnç, 34,000 2cil güçlü destek seviyeleridir. Güçlü bir çıkış döneminin ardından son derece volatil hareket eden mevcut koşullarda; düşük riski seven yatırımcının izlemeye devam etmesi, yüksek riski seven yatırımcının çok kısa vadeli al / sat stratejisi izlemesini tavsiye ederiz.

01 Hazirans 2009 Haftalık Hisse Senedi Tavsiyeleri ve Haftalık Ajanda için aşağıdaki linklere bakabilirsiniz.

Haftalık Hisse Senedi Tavsiyeleri (02 Haziran 2009)

01 Haziran 2009 Haftası Piyasaları Neler Bekliyor? : Haftalık Ajanda


line
footer