
Geçen Hafta, hem dünya çapında ekonomik yaklaşım ve beklentiler anlamında hem de Türkiye anlamında önemli bir hafta idi. Türkiye olarak başarılı bir organizasyonu geride bıraktığımız, örnek bir misafirperverlik sergilediğimiz önemli bir toplantıyı geride bıraktık. Aynı dönemde Türkiye ile IMF arasındaki gelişmelere ait beklentilerinde zirve yaptığına şahit olduk. Günün sonunda ise IMF heyetinin çağırılıp çağrılmayacağının kesinlik kazanmadığı belli konularda uzlaşıldığının yanı sıra, önemli konularda da uzlaşılmadığına yönelik mesajları ile başbaşa kaldık. Ve yine bu haftaya 2010 yılı bütçe programı öncesinde, 17 Ekim e kadar IMF den sonuç beklendiği haberi ile başladık.
Temmuz ayından itibaren bu dönemde IMF ile ilgili sürecin çözüleceğine yönelik beklentiyi almış, en genel resim (Türkiye ye yönelik faiz indirim süreci, kredi not artış beklentisi) içinde bu kararı önemli bir etkisi olacağı görüşü ile hisse senedi piyasalarına yönelik olumlu beklentilerimizi paylaşmış idik. Beklentimiz olan 52,000’e yaklaştığımız bu seviyelerde ise, IMF ile ilişkiler ve Endeks hakkındaki olumlu görüşlerimizde bir süre için frene basmış bulunmaktayız. Görüşümüz, evet belli konularda uzlaşılmış olmakla birlikte, daha üzerinde uzlaşılması gereken konular olduğu ve bu konulardaki uzlaşmaya paralel olarak heyetin çağrılıp çağrılmayacağının netlik kazanacağı yönündedir. Ancak bu süreyi tahmin etmek ve o beklentiye göre hisse senedi pozisyonu almak maalesef yatırım riskimizin artmasında etkili olmaktadır.
Yurtdışında, bu haftaya yöneldiğimizde dikkatler makro verilerden açıklanacak bilançolarla şirketler bazında mikro verilere yöneldiğini görüyoruz. Önemli mali ve teknoloji şirketlerinin bilanço açıklayacağı haftada özellikle Salı günü Johnson&Johnson (hbk: 1,13$) ve Intel (hbk:0,27$); Çarşamba günü JP Morgan (hbk:0,49$); Perşembe günü Goldman Sachs (hbk:4,24$), Citigroup (hbk:-0,21$); Google (hbk:5,36$) ve IBM (hbk:2,38$) ile Cuma günü Bank of America (BofA) (hbk:-0,05$) ve General Electric (GE) (hbk:0,20$) bilançoları öne çıkıyor olacaktır. Genel itibariyle bu hafta açıklanacak bilançolarda bir önceki çeyreğe göre iyileşme beklentisi hakimken, Citigroup ve BofA zarar beklentileri nedeniyle biraz daha yakından izlenecektir. Ekonomik verilerde ise perakende satışlar, sanayi üretimi, tüketici güveni gibi önemli ekonomik veriler de haftanın ikinci yarısıyla birlikte ABD’de açıklanıyor olacak. Perakende satışlar Ağustos ayında, hurda teşvik yasasının desteğiyle %2,7 gibi ciddi bir sıçrama göstermişti. Söz konusu teşviğin sona ermesinin ardından perakende satışların Eylül ayında aylık bazda (olumsuz baz etkisiyle birlikte) %2 civarında gerilemesi bekleniyor. Perşembe günü açıklanacak Phil. Fed imalat endeksinin de bir önceki aya göre gerilemesi beklenirken, Cuma günü açıklanacak sanayi üretimi rakamlarının da Ağustos ayındaki %0,8’lik artışın ardından Eylül ayında %0,2 yükselmesi bekleniyor. Bunların dışından Perşembe günü TÜFE ve Cuma günü Mich. Tüketici güven endeksi de diğer önemli veriler olarak öne çıkıyor.
Yurtiçinde açıklanan ekonomik veriler ekonomik daralmaya işaret eder nitelikte. Sanayi üretimi Ağustos ayında %6.3 daraldı. CNBC-e anketinde üretimin %5.7 düşmesi bekleniyordu. Üretim bir önceki aya göre ise %5.7 oranında azaldı. Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, 2009 yılı Ağustos ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi %0.6 arttı. İmalat sanayi sektörü endeksinde %7.2, elektrik, gaz ve su sektörü endeksinde %3.6 azalış gözlendi. Üretimdeki daralma Şubat ayında %23.8′le rekor kırmıştı. Sanayi üretimi Mayıs’ta %17.4, Haziran’da %9.7, Temmuz’da %9.2 düşüş göstermişti. Bu haftaya döndüğümüzde MB’nın Perşembe günü yapacağı faiz toplantısına yönelik beklenti öne çıkmaktadır. Mevcut enflasyon ve büyümeye yönelik veriler çerçevesinde MB’nın bu toplantı da 50 baz puanlık faiz indirimine gitmesini bekliyoruz. Toplantı sonrası yapılacak açıklamayla bundan sonra izlenecek politikaya ilişkin ipuçları da yakından izlenecek. Gündemin bir diğer önemli konusunu da IMF ile olası anlaşma süreci oluşturmaya devam ediyor. Orta Vadeli Program’ı ve Mali Plan’ı IMF’ye sunan ekonomi yönetimi, teknik heyetin programla ilgili görüşlerini bekliyor. Basında yer alan haberlere göre IMF teknik heyetinin üç yıllık ekonomik programla ilgili görüşlerini, 2010 yılı bütçe tasarısı Meclis’e sunulmadan bildireceği tahmin ediliyor. Bütçe tasarısı ise, 17 Ekim tarihinde Meclis’e sunulacak. Söz konusu haber kaynaklarına göre, bu nedenle bu hafta içinde IMF’den bir cevap gelme olasılığı söz konusu. Biz genel olarak Temmuz dan beri oluşan beklentiyi satın almış ve 6-7 Ekim itibariyle ise bu beklentiyi satmış bulunmaktayız. Dolayısı ile ilgili beklentinin yeniden oluşması için IMF – Hükümet tarafında gelinen noktanın ötesinde biraz daha somut gelişmeyi görmeyi tercih etmekteyiz.
Bu hafta ayrıca Salı günü AB Komisyonu tarafından Türkiye İlerleme Raporu açıklanacak. Basında yer alan haberlere göre, geçmiş yıllardaki raporlara oranla daha olumlu bulunan belgede, reformların daha kapsamlı olması gerektiği vurgusu yapılıyor. Geçen yıllara kıyasla daha olumlu olarak değerlendirilen raporda, demokratik açılımdan Ermenistan ile ilişkilere, Rum gemilerine limanların açılmamasından ifade özgürlüğü ile azınlıklarla ve Doğan Grubu’na verilen vergi cezasına kadar birçok konu yer alıyor. AB Komisyonu’nun Türkiye İlerleme Raporu 94 sayfadan oluşuyor. Rapor, Türk hükümetinin son bir yılda olumlu reformlar gerçekleştirdiğine dikkat çekiyor. Raporda olumlu bahsedilen konular içinde, Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerine bir başmüzakerecinin atanması, TRT Şeş’in yayın hayatına başlaması, askeri mahkemelerin yeniden yapılandırılması ve demokratik açılım çabaları dikkat çekiyor. Öte yandan, demokratik açılımın mutlaka içinin doldurulması ve toplumsal bir mutabakatla uzlaşı sağlanmasının önemine değiniliyor. Raporda ayrıca, Ermenistan’la Türkiye arasında varılan mutabakat da memnuniyet verici ve tarihi bir adım olarak niteleniyor. Eleştirilerin de yer aldığı raporda, Türkiye’nin limanlarını Rum yönetimine açması için tanınan sürenin sonbaharda sona erdiği ve Ankara’nın bu çerçevede yükümlülüğünü yerine getirmediğine yönelik açıklamaları da içermesi beklenmektedir.
Endeks geçtiğimiz hafta içinde 46,680 – 50,950 puan aralığında hareket eden IMKB-100 endeksi haftayı, 51,002 -3,49Usd- (Pazartesinden Pazartesi’ye) puan ile kapattı. Beklentimiz endeksin 50,300 seviyesini denemek üzere hareket etmesi yönünde idi.
Endeksin 52,000 etrafını (51,800-52,300aralığını ) direnç haline getirmesini ve söz konusu aralıkta satış baskısının güçlenmesini bekliyoruz. Düşük risk taşımak isteyen yatırımcıların direnç seviyelerinde kademeli olarak karlarını realize etmelerini tavsiye ederiz.
Buradan yorum yapabilirsiniz