
Yurtdışında G20 zirvesine yönelik beklentilerin, içerde IMF beklentileriyle desteklenmesiyle birlikte son 3 haftadır üzerinde durduğumuz 22 haftalık ortalama seviyesi üzerine değer kazanmış bulunan endeks, yeni haftanın ilk gününde de yukarı yönlü seyrini devam ettirdi. Söz konusu gelişmelerin olumlu sonuçlanması piyasadaki kv ivmenin devamını desteklemektedir. Söz konusu beklentilerin tüketilmesinin ardından en kısa vadede dikkatler Obama – Türkiye görüşmelerine yönelirken IMF ile olan anlaşma süreci yakından izlenmeye devam edilmektedir. Yurtdışında ise dikkatler, yarın başlayacak ve önümüzdeki hafta ile birlikte yoğunlaşacak ABD şirket karlarına yöneliyor olacaktır. Söz konusu süreçle birlikte yurtdışında yaşanan yükselişin ivme kaybetmesini ve kv temkinli duruşun hakim olacağını düşünüyoruz.
Yurtiçinde bu süreçte ön planda kalmasını beklediğimiz gelişmeleri şu şekilde özetleyebiliriz;
1) Revize edilmesi beklenen bütçe ve diğer makro veriler sonrasında IMF ile anlaşma konusunda atılacak adımlar. Bu konuda 2 Nisan tarihinde yapılan G20 zirvesinde Türkiye ile IMF, ilkesel olarak görüşmelere yeniden başlama kararı aldı. Taraflar arasında Londra’da yapılan görüşmelerde, ilkesel mutabakat sağlandı ve imzalanacak bir anlaşma yönünde ilk adım atıldı. IMF heyetinin Nisan ayı içinde Türkiye’ye davet edilmesi bekleniyor. Başbakan Erdoğan ile IMF Başkanı Dominique Strauss Kahn arasında Londra’da yapılan görüşmede, daha önce mutabakat sağlanamayan 3 önemli başlık masaya yatırıldı. ‘Nereden buldun yasası’ ile ilgili, IMF’nin esnek davranacağı ve ısrarcı olmayacağı ifade edildi. İkinci konu, IMF’nin özellikle belediyelere aktarılan kaynakların sınırlandırılması ve denetimi üzerindeki tutumuydu ve bunda da ilerleme sağlandı. IMF’nin ısrarından vazgeçtiği, kontrol altında olması yönünde mutabakat sağlandığı; bütçede fazla bir yük olmaması yönünde de Başbakan’ın teminat verdiği kaydedildi. Anlaşmazlık yaşanan başlıklardan biri olan gelir vergilerinin denetimine ilişkin de uzlaşma zemini bulunduğu öğrenildi. IMF’nin vergi denetimi artırmaya yönelik katı bir talebi vardı, bunun da kademeli olarak uygulanmasında görüş birliği sağlandı. Bu ay içinde başlaması beklenen görüşmelerin en geç Mayıs ayı başında sonuçlandırılmasını ve yaklaşık 20 milyar dolar civarında kredi içeren bir programın yürürlüğe konmasını bekliyoruz.
2) Seçim öncesinde açıklanan teşvik paketlerinin uygulamadaki sonuçları ve seçim sonrası gündeme gelecek olası yeni paketler.
Yurtdışında ise,
1) 2 Nisan’da gerçekleşen G-20 zirvesinde alınan ortak kararlar sonrası dikkatler uygulama aşamasına çevrildi. Dünyadaki gelişmiş ve gelişmekte olan 20 ülkenin liderleri küresel ekonomiyi canlandırmaya yönelik bir dizi karar aldı. G20, zor durumda bulunan ülkelere yardım için Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’na 1 trilyon dolar verme konusunda anlaşırken, G20′nin, dünya ekonomisinde gelişmekte olan ülkelere daha fazla söz hakkı verilmesi konusunda uzlaştı.
Zirvede, IMF kaynaklarının 500 milyar dolar artırılarak 750 milyar dolara çıkarılmasına karar verildi. Böylece IMF’nin mevcut 250 milyar dolar olan kaynakları üç katına çıkacak. Ayrıca IMF gerektiğinde 250 milyarlık bir ek kaynaktan da yararlanabilecek. Dünya ticaretinde finansman sağlamak amacıyla ihracat kredisi ve yatırım kurumları ve çok uluslu kalkınma bankaları aracılığıyla gelecek iki yıl içinde 250 milyar dolar kaynak aktarılacak. Yeni program için 50 milyar dolarlık bir ek ödeme olacak. G20 ülkeleri, primler ve ödemeler konusunda yeni küresel kurallar konulması konusunda anlaşırken korumacılığa karşı çıkılacağının özellikle altı çizildi. Zirveye katılan 20 ülke, böyle bir krizin yinelenmesini engellemek için, vergi cennetlerine göz yummamak, hedge fonları denetlemek ve mali sisteme güveni yeniden inşa etmek için, ortak politikalar oluşturulması konusunda da anlaştı. Buna göre, hedge fonların küresel bir denetime tabii tutulması, bankaların gizlilik kurallarının gözden geçirilmesi karalaştırıldı.
G20 zirvesinde alınan kararların, yaşanan küresel krizi tek başına tersine çevirmekte yeterli olacağını söylemek güç olmakla birlikte, kriz konusunda dünyanın önde gelen ülkelerinin ortak bir mücadele anlayışını benimsemesi piyasalar tarafından olumlu karşılandı.
2) ABD’de ‘piyasa fiyatına göre muhasebeleştir’ kuralı gevşetildi. Muhasebe Standartları Kurulu’nun (FASB) oylama sonucu aldığı karara göre, banka bilançolarındaki varlıklar zorlama bir satışta gerçekleşen fiyata göre değil, düzenli bir satışta gerçekleşen işleme göre fiyatlanacak. Kurallar Nisan’da başlayan ikinci çeyrekten itibaren uygulanacak.
3) Piyasaların bir beklentisi mali şirket finansallarındaki toksit varlıkların Kamu özel sektör fonu kurulmasına ait detaylar Mart ayının son haftasında açıklandı. Hazine’den yapılan açıklamada, programın hedefinin bankaların ve diğer mali kuruluşların sermayeyi serbest bırakmalarına yardımcı olmak ve yeni krediler sağlamak olduğu belirtildi.
Açıklanan bu plan ve piyasa fiyatlarına göre muhasebeleştirmede önerilen değişiklikler ile şirketlerin varlıklara değer biçerken kendi kararlarını uygulayabilecek olmaları başta mortgage tabanlı menkul kıymetler olmak üzere bankaların sorunlu yatırımlarından kaynaklanan zararı azaltabilmelerine ve daha sağlıklı bilanço yapılarına kavuşabilmelerine olanak verecek. Ancak bu süreçte uygulamaya ilişkin belirsizliklerin ve tedirginliğin az da olsa devam ettiğini belirtmek gerekiyor.
4) Nisan ayının ikinci haftasıyla birlikte ABD’li şirketlerin ve yatırım bankalarının açıklamaya başlayacağı 2009 ilk çeyrek bilançoları piyasalar üzerinde etkili olacak.
Son 3-4 haftadır görece olumlu gerçekleşen ABD ekonomik veriler sonrasında önümüzdeki bir ay boyunca ABD’de açıklanacak üretim ve tüketime yönelik makro veriler çok daha yakından izlenecek. Beklentilerden iyi gelen konut sektörü, perakende satışlar ve dayanıklı tüketim malları siparişleri verileri sonrasında ABD ekonominin bir stabilizasyon sürecine girdiği yönünde artan beklentilerin önümüzdeki dönemde açıklanacak verilerlerle yeniden şekilleneceğini düşünüyoruz. Özellikle Nisan ayı sonunda açıklanacak 1Ç09 büyüme verisinin (beklenti %5 ve üzerinde bir daralmaya işaret etmesi) yakından takip edileceğini düşünüyoruz.
Beklentileri yavaşca tüketmeye başladığımız bir döneme girmiş bulunmaktayız. Bu durumda olumlu beklenti öncesinde hisse senedi piyasalarında alım dalgasının devam edeceğini, beklenti civarında ivmenin yavaşlayacağını, beklenti sonrası ise satışların güçleneceği stratejisi altında yatırım kararı verilmesini tavsiye ediyoruz.
Teknik Analiz
Hafta içinde, 24,846 – 27,255 puan aralığında hareket eden IMKB-100 endeksi, haftayı Pazartesi – Pazartesi) 26,650 puan ile kapattı. Geçen haftaya yönelik beklentimiz; Endeksin, 25,800 ve 26,600 (22 haftalık ortalama ve güçlü direnç) seviyelerini denemek üzere hareket etmesi yönünde idi.
Endeksin, 25,500-700 aralığını güçlendirerek, 28,200′ü denemek üzere hareket edeceğini tahmin ediyoruz. 29,400 2cil direnç seviyesidir. Yatırımcıların KV direnç seviyelerinde kademeli satışa yönelmelerini tavsiye ederiz.
Buradan yorum yapabilirsiniz