
Global ekonomik kriz gelişmiş ülkeleri temellerinden sarsarken sistemlerin yeniden sorgulanmasını gündeme taşıyıp denetleme ve düzenleme mekanizmalarına ilişkin yeni ve cesur kararlar içeren reform paketleri siyasi otoriteler tarafından hazırlanmaya başlandı. Amerika gelişmiş ülkeler arasında krizin etkilerini aldığı hızlı kararlarla atlatmaya en erken başlayan ülke olarak dünya ekonomisindeki yerini korurken gelişmekte olan ülkeler arasında Çin kriz döneminde Almanya’nın dünyadaki dış ticaret birinciliğini devraldı. Cuma günü açıklanan ABD tarım dışı istihdam verisi son üç yılın en büyük artışı olup NBER ekonomi araştırma merkezinden yapılan açıklamada durgunluğun resmen sona erdiğine işaret ettiği belirtilmiştir. İşsizlik oranının %9,7 oranında kalması da iş gücüne yeni eklenenlerin ve önceki iş gücünün istihdam piyasasında yer edindiği anlaşılmaktadır. Dünyada ülkelerin tüketim, yatırım, ve dış ticaret politikalarına yönelik farklı stratejiler geliştirmeleri krizin hissedilme derecesini belirlemiş oldu. Kriz süresince ülkelerin büyüme rakamları önemle izlenmekte ve geleceğe ilişkin para ve maliye politikalarında büyüme bileşenlerinin gelişimine göre gelecekte atılacak adımlara yönelik beklentiler şekillenmeye devam edecektir.
Bu bağlamda Türkiye’nin 2009 yılı süresince ve 4. çeyrekteki büyüme performansı geçtiğimiz hafta açıklandı. Beklentiler son çeyrekte büyümenin %4 civarında ve 2009 yılında %5,5 civarında gerçekleşmesi yönündeydi. TUİK tarafından açıklanan büyüme rakamlarına bakıldığında Türkiye’nin 2009 yılının son çeyreğinde %6 büyüdüğü ve yılın tamamında %4,7 küçüldüğü görüldü. Harcamalar yöntemine göre çeyreksel bazda GSYH verisi detayına bakıldığında özel tüketimin payı %70 civarında ve %4,7 büyüme gösterdiği görülmüştür. Alt kalemlere bakmaya devam ettiğimizde kamu tüketiminin etkisinin 2009 yılının 4. çeyreğinde %17,9 büyüme gerçekleştirdiği ve bileşenler arasında en yüksek artışı gerçekleştiren kalem olduğu görülmektedir. Toplam yatırımlar ve özel yatırımlar küçülmeye devam etse dahi küçülme hızındaki yavaşlamanın gözle görülür şekilde iyileştiği kaydedilmiştir. Dış ticaret bileşenlerinde de ihracatın son çeyrekte daralmadan çıkarak %6,4 ve ithalatın da daralmadan çıkarak %10,5 büyüdüğü belirlenmiştir. Büyüme verisinde kaydedilmesi gereken önemli nokta özel harcamaların ve dış ticaret bileşenlerinin büyüme göstermesinden ötürü talebin canlanmaya başladığı anlaşılmaktadır. Talebin canlanmasının bir diğer etkisi de talebe cevap verebilmek adına yatırımların artırılmaya başlanacağı olgusudur. Talebin istikrarlı hale geldiği görülmeye başlandığı noktada yatırımların ve kapasite kullanım oranlarının artış göstermesi ve bunun da istihdama olumlu şekilde yansıması görülebilecektir. 2009 yılı son çeyreğinde alt bileşenlerin büyümeye olan katkılarına bakıldığında özel tüketimin %3,3; kamu tüketiminin %2,3; ihracatın %1,6; ithalatın da %2,6 olduğu kaydedilmektedir. Özel yatırımlar bir önceki çeyrekte büyümeye olan katkısı %-3,9 olurken son çeyrekteki katkısı %-0,6 olmuştur. Beklentimiz, Türkiye ekonomisinin, yılın ilk çeyreğinde %11, tamamında ise %6 oranında büyüme göstermesi yönündedir.
Haftanın ilk gününde açıklanan Türkiye Mart ayı enflasyon veriler ile TÜFE yıllık bazda %9,56 oldu. TÜFE bir önceki aya göre 0.58% artarken, ÜFE 1.94% (yıllık %8,58) artış TÜFE artışı beklentiler doğrultusunda gerçekleşirken, ÜFE deki artış beklentinin (0.74) bir hayli üstünde gerçekleşti. Ana harcama grupları içinde bir önceki aya göre en yüksek artış 3.14% ile haberleşme grubunda gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına kıyasla en yüksek artış 43.03% ile alkollü içkiler ve tütün ürünlerinde gerçekleşti. Ulaştırma (12.72%) ve gıda (11.21%) artışın yüksek olduğu diğer harcama grupları oldu. ÜFE bir önceki yılın aynı ayına göre 8.58% ve on iki aylık ortalamalara göre 1.63% artış gösterdi. ÜFE’deki beklenmedik aylık artışın sebebi olarak tarım sektöründeki 2.79% değişim dikkat çekmektedir. Sanayi sektöründe aylık değişim 1.76% olarak gerçekleşti. Tarım sektörü endeksinde, bir önceki yılın aynı ayına göre 22.72% ve on iki aylık ortalamalara göre 7.57% artış gerçekleşti. Ayrıca çekirdek enflasyonlardaki hızlı artış ivmesinin öne çıkmış olması gelecek aylara yönelik faiz artış eğilimi, likitide yönetimi gibi hususları ağırlıklı olarak dikkat edilmesini gerektiriyor. Yıl içinde TÜFE’nin %9,5 – %10,00 bandında hareket edeceğini tahmin ediyoruz. MB’nın 2. çeyrek büyüme verilerini gördükten sonra faiz artışı konusunda biraz daha kararlı durmasını ancak genel olarak yıl sonuna doğru faizartışına başlayrak 150 baz puan faiz artışına yönelmesini bekliyoruz. Bu aşamada dikkatler 13 Nisan tarihinde yapılacak olan PPK toplantısı sonrasında verilecek olan değerlendirme ve 29 nisan tarihli Enfalsyon raporunda olacaktır. Yine yazımızın başına döndüğümüzde, MB’nın likitide yönetimi ve stratejisinin ne yönde şekilleneceği hisse senedi piyasaları tarafından önemle takip edilecek bir unsurdur.
ABD tarafına bakıldığında geçen hafta açıklanan verilerin karşık bir görünüm verdiği görülmektedir. Şubat Ayı Kişisel Gelir ve Harcamalar verisi beklentiler dahilinde gelirken, Mart Ayı Güven Endeksi ise beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Aynı şekilde Mart Ayı ISM İmalat Endeksi ve Haftalık işsizlik başvuruları beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Buna karşın ADP Mart Ayı Özel Sektör İstihdam Raporu ve Mart Ayı Tarımdışı İstihdam verisi beklentilerin altında kaldı. Avrupa tarafına bakıldığında ise verlerin genel olarak iyi geldiği görülmektedir. İngiltere 4.Ç büyüme rakamaı %0,4’e revize edilirken, Aalmanya’da Mart Ayı İşszilik Oranlarında gerileme yaşandı. Avrupa genelinde açıklanan Mart PMI İmalat Endeksi beklentilerin üzerinde gerçekleşirken, Euro Bölgesi İşsizlik Oranı’nda bir değişiklik olmadı. Çin’in ilk çeyrekte %12 büyüyebileceği öngörüleri Çin borsalarını desteklerken, Japonya’da Tankan verilerinin beklentiler dahilinde gelmesi Japonya tarafında olumlu karşılandı. Haftaya bakıldığında ise veri açısından Avrupa tarafının ABD’ye göre daha yoğun olduğu görülmektedir. ABD Salı günü Fed FOMC Toplantı Tutanakları yayımlanacak. Çarşamba günü Şubat Tüketici Kredileri verisine bakılırken, bu veride kredilerde değişiklik olması beklenmemektedir. Perşembe günü Haftalık İşsizlik Başvuruları ve Cuma günü Şubat Toptancı Stoklarına bakılacak. Şubat Toptancı Stoklarında önceki aya göre artış beklenmektedir. Avrupa tarafına bakıldığında ise Çarşamba günü PMI Hizmet Endekslerine bakılacak, ayrıca Euro Bölgesi 4. Ç Nihai revizesi gelecek. Bu veriler de bir değişiklik beklenmezken, Perşembe günü Avrupa ve İngiltere MB’larının faiz kararları ve mesajlarına dikkat veriyor olacağız. Ayrıca, İngiltere ve Almanya’da gelecek olan Sanayi Üretimi verilerina ait artış beklentisinin, nerede oluşacağı önem kazanacaktır.
Geçtiğimiz hafta içinde 56,244 – 58,896 puan aralığında hareket eden IMKB-100 endeksi, haftayı 58,555 puan ile kapattı. Geçen hafta endekse yönelik beklentimiz; Endeksin, 55,300-500 aralığını güçlü destek haline getirmesi ve 58,500 denenmek üzere hareket etmesi yönünde idi.
Başlamış olan hareketin 4,00Usd (yaklaşık 61,000) seviyesindeki boşluğu denemek üzere devam etmesini bekliyoruz. 59,500 ara direnç, 57,000 KV destek seviyeleridir. Yatırımcıların kısa vadeli güçlü direnç seviyelerinde kademeli kar satışına yönelmelerini tavsiye ederiz.
Buradan yorum yapabilirsiniz