Haftanın Yorumu (08 Şubat 2010)
Haftaya Bakış

Geçen hafta gelen ABD büyüme verisinin beklenenden çok daha iyi bir sonuçla gerçekleşti. ABD üçüncü çeyrekte %2,2 ve dördüncü çeyrekte %5,7 büyüyerek ve dördüncü çeyrekte kamunun katkısının azaldığı özel sektör sabit yatırımlarının katkısının arttığının görülmesi olumlu bir gelişme olarak karşımıza çıkarken büyümenin temel kaynağının stoklardaki gelişme olması büyümede istikrarın ve özel sektörün yatırım ve tüketim eğiliminin önümüzdeki süreçte ne şekilde gelişeceği önem kazanmış durumdadır. Cuma günü açıklanan işsizlik oranında %10’nun altına inmesi, temkinli duruşu korumakla beraber ekonomideki iyileşmeye işaret etmektedir. Gelişmiş ülkelerde merkez bankalarının düşük faiz uygulamasıyla oluşan ucuz ve bol likidite, bankaların reel sektöre sağladıkları kredilerde sıkı politika, tüketicilerin geleceğe yönelik kötümser beklentileri ile azalan özel sektör yatırım iştahı, piyasadaki likidinin hisse senedi piyasaları başta olmak üzere varlık piyasalarına yönelmesine etkili oldu. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin hisse senedi piyasalarında tarihi yükselişler yaşanırken gelişmekte olan ülkelerin büyüme performanslarına dair beklentiler sonucu emtia fiyatlarında artışlar görüldü.
Krize karşı global ölçekte ortak bir paydada önlemler üzerinde anlaşılırken bazı ülkeler bu önlemleri ivedilikle uygulamaya koyarken, AB gibi merkezi karar mekanizmalarında görece tedbirlerde uygulamanın yavaş işlemesi sonucu ekonomide toparlanma süreci farklı ilerlemektedir. Öte yandan alınan tedbirlerin özellikle bütçe dengelerinde problemleri gözle görülür hale getirmesinin ardından AB tarafında Yunanistan, İspanya, Portekiz, İtalya gibi ülkelerin bütçe dengelerindeki endişeler alınan tedbirlerin yan etkilerinin yayılma riskini gündeme taşımış durumdadır. Sanayileşmiş G-7 ülkeleri küresel ekonomideki toparlanmanın sürmesi ve küresel piyasaların sakinleşmesi için çalışmaların sürdürüleceğini belirtti. G-7 ülkelerinin maliye bakanlarıyla merkez bankaları başkanlarının toplantısında hükümetlerin ekonomiye desteğini çekmesi için çok erken olduğu konusunda anlaşma sağlandı. Sürdürülebilir büyümeye yumuşak geçişi desteklemek için hükümetlerin teşvik paketlerinin devam etmesini kararlaştırdı. Bu gelişmeler, büyümede sürdürülebilirliğin ve istikrarın yakanlamasına dair kamu tarafı desteklerinin devam edeceğini göstermektedir. Kamu tarafında desteklerin devam etmesi ekonomideki çarkların çevrilmesi adına gerekli olabilir ancak mühim olan konu krize yol açan etkenlerin gelecek adına çözüme kavuşturulmasıdır. Gelişmiş ülkelerin mali sektöre aktardıkları destekleri gelecek dönemde tüketiciler üstünde vergi baskısı olarak hissettirilmemesi adına önlemlerin alınması önemlidir. Bu bağlamda mali sektörde riskleri düzenleyici yeni kuralların alınması konusu önemli olmasına karşın Davos’ta belli bir neticeye varılamamış olması kamu teşvik ve desteklerinin global ekonomideki çatlakları sıvamaya yönelik girişimlerden ibaret olmasını gündeme getirecektir. Mali sektörde faaliyet alanlarının iyi tespit edilmesi ve batırılamayacak kadar büyük kuruluşların oluşumunun engellenmesi aşırı risk iştahından kaynaklanan tehlikeleri denetleme ve düzenleme adına önem arz etmektedir. Mali sektörde faaliyet alanlarının iyi belirlenmesi reel sektöre yönelik kredi kanallarının da iyileşmesini sağlayacaktır.
Geçtiğimiz hafta global piyasalarda yaşanan düşüşlerde; Yurt dışında ABD’de Obama’nın bütçe planı, sağlık reformundaki kararlılığı, mali sektöre yönelik düzenleme planlarına yönelik gelişmeler; AB’de ülkelerin içinde bulundukları bütçe problemlerine yönelik olarak birliğin karar verme mekanizmalarının işleyişi; gelişmekte olan ülkelerin bol likidite sayesinde varlık fiyatlarındaki denge bulma ihtiyacının etkili olduğunu düşünmekteyiz. Yurt içinde ise IMF’ye yönelik gelişmelerin Mayıs ayına ötelenmesinin ardından piyasaların beklentisi şirket karlarına ve dördüncü çeyrek ve 2010 yılı ilk çeyrek büyüme verilerine yönelmiş bulunmaktadır. Sanayi üretiminde takvim etkisi arındırılmış ve arındırılmamış verilerde artışın görülmesi, kapasite kullanımında iyileşmenin olması, verimlilikte artış yaşanması, reel kesim ve tüketici güveninde pozitif gelişmelerin olması, istihdamda hızlı iyileşme olmamasına rağmen büyümede önemli iyileşme beklentilerinin güçlenmesinde etkili olmaktadır. Yapısal olarak yurtdışında alınan önlemlere ek olarak yurt içinde bütçe gelişmelerini kontrol altına almaya yönelik maliye politikalarında, Mali Kural çıpa işlevi olma özelliğindedir. Küresel ölçekte doğrudan yatırım sermayesini çekebilmek adına rakibimiz olan diğer gelişmekte olan ülkelerin bütçe performanslarına yakınsamamız gerekmektedir. Türkiye gelişmekte olan ülkeler arasında AB tarafındaki yavaş toparlanma sürecine rağmen kayda değer bir büyüme hızına kavuşacağı tahmin edilirken, IMF ile yapılan görüşmelerle iç talebin ve yatırımların kaynak ihtiyacının, iç borç çevrimi ihtiyacıyla sıkıntıya sokulmayacak bir sonuca varılması kısa vadeli büyüme performansını etkileyecektir.
Geçen hafta yurtdışı piyasalar baktığımızda özellikle avrupa tarafında yaşanan olumsuz gelişmelerin piyasaları olumsuz etkilediği görülmektedir. Avrupa’da Yunanistan’dan sonra Portekiz ve İspanya’ya yönelik endişeler dünyanın önde gelen borsalarının çoğunluğunda kayıplara neden oldu. ABD borsalarına bakıldığında ise haftalık bazda kaybın Avrupa’ya göre daha az olmasında önemli verilerden bazılarının beklentilerin üstünde gelmesi etkili oldu. Haftanın en önemli verilerden olan Ocak ISM İmalat Endeksi’nin ve Ocak Ayı İşsizlik Oranı’nın beklentilerden iyi gelmesi ileriye yönelik ABD Ekonomisi için umut veren gelişmeler oldu. Avrupa tarafına bakarsak Euro Bölgesi’ne yönelik endişeler endeksin haftalık bazda sert düşüşler yaşandı. AB Verilerine bakarsak genel olarak önemli verilerin beklentilerin altında kaldığı görülmektedir. Euro Bölgesi Aralık Ayı Perakende Satışları artış beklenmesine rağmen önceki aya göre değişim kaydetmedi, bunun dışında Aralık Ayı Fabrika Siparişler ve Sanayi Üretimi verisi sırasıyla 0,2% ve 0,60% artış beklenirken, -2,3% v -2,6% oranında azalış gerçekleşti. Geçen haftanın bir diğer önemli noktası İngiltere ve Avrupa Merkez Bankalarının faiz kararlarını açıklamasıydı. Beklentiler dahilinde Merkez Bankaları faiz kararlarını değiştirmedi. Bu haftaya bakarsak, veri açısından geçen haftaya göre ajandanın daha boş olduğu görülmektedir. ABD tarafından Salı günü Aralık Ayı Toptan Ticaret, Çarşamba günü Aralık Ayı Ticaret Dengesi ve Ocak Ayı Hazine Bütçesi, Perşembe günü Haftalık İşsizlik Başvuruları ve Ocak Ayı Perakende Satışlar verisi ve haftanın son gününde Michigan Tüketici Güven Endeksi verilerine bakılacak. Avrupa tarafında ise Salı günü Almanya Ocak Ayı TÜFE ve İngiltere Aralık Ayı Mal Ticareti, Çarşamba günü İngiltere Aralık Ayı Sanayi üretimi ve İngiltere MB Çeyreksel enflasyon verilerine bakılacak. Perşembe günü Avrupa Merkez Bankası Aylık Raporu ve haftanın son gününde ise Euro Bölgesi ve Almanya’nın 4. Çeyrek GSYİH ve Euro Bölgesi Aralık Ayı Sanayi Üretimi verisi takip edilecektir.
Endeks Beklentisi
Geçtiğimiz hafta içinde 55,734 – 50,043 puan aralığında hareket eden IMKB-100 endeksi, haftayı 49,933 puan ile kapattı. Geçen hafta endekse yönelik beklentimiz; Endeksin, 22 günlük ortalama seviyesinin(53,900) üzerinde 54,200-600 aralığını güçlendirmesini ve 56,500-800 aralığını denemek üzere hareket etmesi yönünde idi. Endeksin, 22 haftalık ort. seviyesi olan 49,300 ü güçlendirmesini ve 52,500 denenmek üzere hareket etmesini bekliyoruz. 51,500 ara direnç, 53,800 güçlü direnç seviyeleridir. Yatırımcıların, kısa vadeli direnç seviyelerinde karlarını realize etmelerini tavsiye ederiz.
Buradan Görüşlerinizi Belirtebilirsiniz
Yatırımlarınızı yönlendirmek için tıklayınız

