Haftanın Yorumu (24 Mayıs 2010)

Haftaya Bakış

 

Geçen hafta dünya piyasalarına bakıldığında Avrupa’ya yönelik belirsizliklere ek olarak Almanya’nın açığa satış işlemine yasaklar getirmesi piyasaları olumsuz etkiledi. Endeksler haftalık bazda sert değerler kaybederken, finansal reformlara ilişkin önemli gelişmelerin kaydedildiği bir hafta oldu. ABD’de tarafında yılan hikayesine dönen finansal reform taslağı 39’a karşı 59 oyla kabul edildi. 1929’daki büyük bunalımdan bu yana yapılan en geniş kapsamlı finansal regülasyon reformu onaylanırken, paketin içine bakıldığında mortgage ve kredi kartları için tüketici koruma ajanslarının kurulmasını, türev işlemlerinin denetimini güçlendirilmesi, bankaların kendi adlarına alım-satım yapmalarının sınırlanması, iflas eden finansal kuruluşlar için tasfiye mekanizmasının oluşturulması ve ekonomiye yönelik tehditler için piyasaları izleyecek finansal regülatörler konseyi oluşturlmasını öngörüyor. Senato’da kabul edilen Mali Reform Yasası Aralık Ayı’nda Temsilciler Meclisi’nde kabul edilen düzenleme ile farkların giderilmesi için Temsilciler Meclisi’ne gönderildi. ABD’de tarafında finansal regülasyona yönelik bu gelişme yaşanırken bu hafta açıklanacak 2010 ilk çeyrek revize büyümesi verisi öncesi ABD Merkez Bankası Fed büyüme beklentilerini yukarı yönlü revize etti. Fed büyüme beklentilerinin yukarı yönlü revizesi dışında enflasyon ve işsizlik oranı ilişkin beklentilerini aşağı yönlü revize etti. Fed’in merakla beklenen Mortgage’a dayalı menkul kıymetlerin satışı konusunda acele etmeme kararı alması ve bu satışlar için faiz artırım dönemini bekleyebileceği beklentilerimiz arasında yer almaktadır.  ABD tarafında bu hafta açıklanacak 2010 yılı 1. Çeyrek büyüme oranının,  %3,2’den %3,5 seviyesine revize edilmesi beklenmektedir. Fed’in ABD ekonomisine ilişkin büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize edilmesi, Perşembe günü açıklanacak revize rakamlarına ait beklentiyi de olumlu  yönde etkilediğini görüyoruz. 

Avrupa tarafına bakıldığında ise Dünya Ekonomisi’ndeki iyileşmedeki en büyük kırılganlıklardan biri haline geldiği görülmektedir. Avrupa’da geçen hafta yaşanan fikir ayrılıkları ve gelişmeleri sırf Avrupa tarafını değil genel olarak dünya borsalarını olumsuz etkilediği görüldü. Bu gelişmelerin başında Almanya’nın Euro Bölgesi ülkelerine ait tahvillerin ve bu tahvillere bağlı CDS’lerin açığa satışını yasakladığını açıklaması birinci etken oldu. Alman hükümeti bunun yanında Almanya’nın önde gelen 10 Alman finans şirketlerinin hisselerinde de açığa satış yapılmayacağını duyurması ve yasağın 31 Mart 2011 yılına devam edecek olması piyasaları olumsuz etkiledi. Almanya’nın bu kararı sert satışları desteklerken, Avrupa tarafında sorunun başka bir boyut kazanmasına neden oldu. Almanya aldığı bu kararın yanında finansal reformlar konusunda da çalışmalara hız verirken Euro Bölgesi’nin istikrarı konusunda bölgenin liderliği üstlenmeye çalıştığı gözlenmektedir. Almanya her ne kadar Açığa Satış konusunda Fransa’nın desteğini alamamış olsa da Finansal Reformlarla ilgili süreçte Fransa’nın desteğini aldığı görülmektedir. Almanya Başbakanı Angela Merkel bununla da yetinmeyerek finansal regülasyonların küresel çapta olması için G-20 ülkelerinden yardım istedi. Almanya ve Fransa liderlerinin Haziran Ayı’nda AB liderlerine ekonomik büyüme stratejisine dair ortak öneriler sunması beklenirken, gözlerden kaçan bir diğer detay ise AB ülkeleri ekonomilerinin resesyonla mücadele sürecinde bütçe açığını engelleme politikalarına girmesidir. Küresel Kriz’in halen etkisini sürdürdüğü bir ortamda başta Yunanistan, İspanya, Portekiz ve İtalya olmak üzere AB ülkelerinin bütçe açıklarının azaltmaya çalışması büyüme beklentilerini olumsuz etkileyecektir. Bu yüzden gelecek dönemde AB ülkelerinin alacağı her türlü ekonomik önlem dikkatle izlenecektir. Avrupa tarafında tüm bu olumsuz gelişmelere karşın Almanya’da 750 milyar €’luk acil durum paketine katkıda bulunulmasına izin veren yasa onaylandı. Avrupa’da karışıklıkların halen sürdüğü görülürken Avrupa ekonomisini büyümeyle bütçe açığı arasında bir sarmala girdiği bu süreç içerisinde alacağı kararların ekonomik geleceği çok derinden etkileyeceği öngörülebilmektedir.

Yurtiçi tarafa bakıldığında ise dikkatlerin ekonomik açıdan Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun yayımladığı faiz kararında,  siyasi açıdan ise Ana Muhalefet Partisi’nin Genel Başkanlık seçiminde toplandığı bir haftayı geride bıkratık. Merkez Bankası beklentiler dahilinde faiz oranlarında bir değişikliğe gitmezken, 1 hafta vadeli repo ihale faizini %7 olarak belirledi. Para Politikası Kurulu küresel ekonomiye ilişkin belirsizlikler nedeniyle politika faiz oranlarının bir süre daha mevcut düzeylerde tutulması ve uzun süre düşük seviyelerde seyretmesi gerekebileceğini teyid etti.

Veri bazında geçen haftayı kısaca özetlersek,  ABD tarafında işssizlik, imalat endeksi gibi pek çok önemli verinin beklentiye göre olmusuz gerçekleşmesi satış baskısının artıran önemli bir unsur oldu. Avrupa tarafında da hemen hemen benzer bir tablo hakim idi. Zew ve IFO verilerinin beklentilerden kötü gelmiş olması mevcut tabloyu destekler nitelikte idi.  Bu hafta içinde ise,  gündemin İngiltere ve ABD tarafında gelecek büyüme revizeleri etrafında toplanması beklenmektedir. İngiltere ve ABD tarafında 2010 yılı 1. Çeyrek büyüme rakamlarının yukarı yönlü revize edilmesi beklenirken, ABD tarafında açıklanacak olan Nisan Ayı konut verilerine dikkat edilecektir. Ayrıca, yine  artış beklenilen ABD Mayıs Ayı Tüketici Güven endeksi ile kısmen iyileşmesi beklenilen işsizlik basvurularına ait verilerin nerede oluşacağı önem kazanacaktır.

Endeks Beklentisi

Geçtiğimiz hafta içinde 57,061 – 53,300 puan aralığında hareket eden IMKB-100 endeksi, haftayı 54,558 puan ile kapattı. Geçen hafta endekse yönelik beklentimiz; Endeksin, 56,500-800 aralığını direnç haline getirmesini ve 22 haftalık ortalama seviyesi olan 54,100 ve 53,700 (2 cil güçlü destek) seviyelerini denemek üzere hareket etmesi yönünde idi.

 Endeksin, 53,700 seviyesini güçlendirmesini ve 56,500  düzeyindeki 22 günlük ortalamasını denemek üzere hareket etmesini bekliyoruz. 57,700 2cil direnç, 53,000 2cil destek seviyeleridir. Yatırımcıların hisse bazında seçici olmalarını ve ilgili direnç seviyelerinde satış için kısa vadeli pozisyon almalarını tavsiye ederiz.

  1. YASEMİN ASLAN KARAŞEN diyor ki:

    Ablacım, siten çok güzel olmuş, yorumlarından herzamanki gibi performansının doruklarında dolaştığın belli, anlatımın her sektörden yatırımcı için gayet anlaşılır bence, 98 den beri takipçiniz :) ))

line
footer