
Geçen hafta piyasalarda yaşanan gelişmeler açıkçası geleceğe yönelik umutları güçlendirmeye yönelik olumlu girişimler olarak değerlendirilmektedir. Global ekonominin kırılganlığını koruduğu bir ortamda yapısal dönüşüm girişimleri sonuçlanmaya başlamış görünmektedir. ABD’de iki önemli reform olan sağlık ve mali sekörleri düzenleme ve denetlemeye ilişkin yeni düzenlemeler ekonominin işleyiş biçimini değiştireceğe benziyor. ABD bütçesinde önemli tasarruf tedbiri öngören sağlık reformu gelecekteki bütçe yükünü hafifletip kamu sektörü tarafındaki yükten ötürü ekonomideki negatif beklentileri önleme adına hayata geçirilmiş durumdadır. Mali reform ise bankacılık komitesinde kabul edilmiş ve Nisan ayında senato da oylaması yapılacaktır. Yaşadığımız global krizin esas nedeni olan aşırı risk alma güdüsünü denetleyen ve düzenleyen bir mekanizma kurma çabası temel anlamda olumlu olarak karşılanmaktadır. Karışık hesaplamalar neticesinde denetimi zor hale gelen ve riskin tam olarak ölçülemediği modellemeler neticesinde ortaya çıkan aşırı yükümlülüklere karşı tedbir alarak piyasadaki reel sektör ile mali sektör arasındaki bozulan dengeyi yeniden sağlama çalışması şeklinde yorumlanabilir. Mali sektörün paradan para kazanma arzusu reel sektörün üretim için ihtiyaç duyduğu kaynağın elde edilmesini zor hale getirmiştir. Son 10 yılda ortaya çıkan durum meslek sahibi kişilerin meslekleriyle ilgili innovasyon araştırmalarından ziyade mali piyasalardaki gelişmelere odaklanmış oldukları görüldü. ABD tarafında reform sürecine ilişkin gelişmeler yoğun olarak gündemdeyken diğer önemli konulardan biri Yunanistan’ın içinde bulunduğu borç durumuna yaklaşım şekli oldu. Yunanistan yine içinde mali sektördeki hesaplama becerileri sayesinde kamu borç durumunu gizleyerek verileri manüpile etmiş ve borçluluk yapısını hem AB yönetiminden hem yatırımcılardan hem de kendi halkından uzun bir süre gizlemiştir. Ne var ki aşırı risk alımı ebediyete kadar saadet zinciri oluşturmamaktadır. Yükümlülükler bir noktada yerine getirilemez hale gelmekte ve zincirin halkaları kopmaya başlamaktadır. Yunanistan’da global saadet zincirinin kopan bir halkası haline gelmiş ve çözüm arayışı yine tartışmaların ardından sona ermiştir. Yunanistan büyük payı ve önceliği AB üyesi ülkelerden karşılanacak yardım paketi ile IMF tarafından karşılanacak kaynakla borçlanma gereksinimlerini giderecektir. Mayıs sonuna kadar 15,5 Mlr € borçlanma yapacak olan Yunanistan’ın 10 yıllık bono faizleri halen 10 yıllık Alman bono faizlerinin %3 civarında üstündedir. Bu faiz ile borçlanmaya devam etmesinin imkansız olduğunu Papandreu defalarca belirmişti. IMF başkanı Kahn en son yaptığı açıklamada AB’nin Yunanistan’ın sorunlarını kendi içinde çözmeye karar verdiğini açıkladı. Yunanistan açıkladığı kamu disiplini planında söz verdiği tedbirleri alma konusunda halkından gelen tepkileri görerek daha ağır ve sıkı tedbirlerle kaynak sağlayacak IMF ile anlaşmaya zaten sıcak bakmıyordu. Ancaktasarruf ederek cari fazla verip dış ticaret fazlası sağlayan Almanya ve Hollanda Yunanistan’ın yükünü üstlenmeyi istemiyor zira bunu kendi halkları da istememektedir. AB Yunanistan’a yardım kaynağını cari fazla veren ülkelerden temin etmek zorunda bu da Almanya ve Hollanda olmaktadır. Ama görünen o ki AB içinde krize ek olarak bir de gerginliği artırmanın güveni daha da sarsıcı bir durum oluşturacağı anlaşılmakta ve belli bir noktaya gelindiği görülmektedir.
Dışarıda bu gelişmeler olurken iç piyasalarda geçen hafta banka hisseleri bazlı ciddi yükseliş hareketi görüldü. Medyadaki bazı haberlere göre bu artışın temelinde merkez bankasının borçlanma faizini düşürüp bankacılık sistemine daha fazla likidite sağlama beklentileri oluşmuş. Merkez bankası Nisan ayının ikinci yarısından sonra likidite koşullarında sıkışıklık beklentisinden ötürü teknik faizi düşürerek interbank piyasasını aktif hale getirmeyi amaçladığı söylenmektedir. Ekonomide belli başlı istatistiki verilerde canlanma olduğunu görmekteyiz. İthalattaki ve dolayısıyla cari açıktaki artış, motorlu taşıt sayısındaki artış, sanayi üretimindeki artış faaliyetlerde kıpırdanmayı göstermektedir. Reel kesim güven endeksinin 100’ün üstüne geçmesi ve artışa devam etmesi de beklentiler ve psikoloji açısından gidişatın olumlu algılandığını göstermektedir. Çarşamba günü Türkiye 4. çeyrek büyüme verisi açıklanacak. Beklentiler ortalama olarak %4 oranında büyüme son çeyrek ve 2009 yılı genelinde %5,5 daralma olarak oluşmaktadır.
Geçen hafta dünya borsalarına bakıldığında endekslerin haftalık bazda genel olarak yukarıda kapattığı görülmektedir. ABD’de borsaları son 4 haftadır haftalık bazda değer kazanırken, geçen hafta Çin Merkez Bankası’nda gelen açıklamalara bağlı olarak Çin borsası’nın haftalık bazda değer kaybettiği görülmektedir. Veri bazında geçen haftaya bakıldığında gelen verilerin karışık olduğu görülmektedir. ABD’de 4. Çeyrek GSYİH nihaisi, Şubat Ayı Dayanıklı Tüketim Malları ve Yeni Ev Satışları beklentilerin altında kalırken, Şubat Ayı Mevcut Satışları ve Haftalık İşsizlik Maaşı Başvuruları beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Gelişmeler bazında geçen haftaya bakıldığında gündemin oldukça yoğun olduğu görülmektedir. ABD’de geçen hafta sonunda geçen Sağlık Reformu’nun ardından, alt komite’ den Finansal Denetim Reformu da geçerken, Yunanistan’a ait gelişmelere ve Portekiz kredi notunun Fitch tarafından düşürülmesi de gündemde yer alan önemli gelişmeler oldu. Endeksler geçen hafta da yeni zirveler görürken, Avrupa’da endeksler son 17 ayın ABD’de son 18 ayın ve Japonya’da son 2 ayın en yüksek seviyeleri görüldü. ABD tarafında 5 ve 7 yıllık tahvil ihaleleri beklentilerin altında gerçekleşirken, Çin’de piyasadan 7,3 milyar dolar çekeceğini duyurdu. Yunanistan’a bakıldığında piyasaların beklendiği anlaşma AB Liderler Zirvesi sonucunda AB-IMF ortaklaşa yardımıyla çözüm bulması piyasaları rahatlattı. Haftaya bakıldığında ise veri açısından önceki haftaya göre daha yoğun olduğu görülmektedir. ABD tarafında haftanın en önemli verileri Perşembe ve Cuma günü gelecek olan Mart Ayı ISM İmalat verisi ve Mart İşsizlik Oranı olacak. Bunun dışında haftanın ilk Şubat Ayı Kişisel Gelir ve Harcamalar verisini, Salı günü Mart Ayı Güven Endeksi’nin, Çarşamba günü ADP Mart Özel Sektör İstihdam Raporu ve Chicago PMI Endeksi’ni, Şubat Fabrika Siparişlerini takip edeceğiz. Perşembe günü Mart Motorlu Araç Satışları, Şubat İnşaat Harcamaları ve Haftalık İşsizlik Maaşı başvurularına bakılacak. Bu verilerden genel olarak önceki verilere göre hafif bir azalma beklenmektedir. Avrupa tarafına bakıldığında ise Çarşamba gününün genel olarak yoğun olduğu görülmektedir. Verilerin ise genel olarak bir önceki verilere göre değişiklik göstermemesi beklenmektedir.
Geçtiğimiz hafta içinde 53,063 – 57,645 puan aralığında hareket eden IMKB-100 endeksi, haftayı 56,668 puan ile kapattı. Geçen hafta endekse yönelik beklentimiz; Endeksin, 22 günlük ortalama (52,600) seviyesini güçlendirmeye devam etmesi ve 55,200 ü denemek üzere hareket etmesi yönünde idi.
Endeksin, 22 günlük ortalama (53,800) seviyesinin üzerinde, 55,300-500 aralığını güçlü destek haline getirmesini ve 58,500 denenmek üzere hareket etmesini bekliyoruz. 51,000 güçlü destek, 59,000 güçlü direnç seviyeleridir. Yatırımcıların kısa vadeli güçlü direnç seviyelerinde kademeli kar satışına yönelmelerini tavsiye ederiz.
Buradan yorum yapabilirsiniz